Balkanlı Öğrenciler 10. Kış Kampı

Balkan Müslümanlarıyla Yardımlaşama, Dayanışma, Gençlik ve Spor Derneği (BESADER)’in düzenlemiş olduğu ‘Balkanlı Öğrenciler 10. Kış Kampı’ 28 Şubat-04 Mart 2018 tarihleri arasında Büyük Anadolu Hotel-Ankara ve Eliz Hotel-Kızılcahamam’da gerçekleştirildi.

Türkiye’de okumakta olan 1200 Balkanlı öğrencinin katıldığı kampa; Balkan ülkelerinden akademisyenler, STK temsilcileri, sanatçılar ve medya temsilcilerinden oluşan 105 misafir de katıldı.

İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Ziraat Bankası’nın da destek verdiği Balkanlı Öğrenciler 10. Kış Kampı’na; İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Başakşehir Belediyesi, Bursa Büyükşehir Belediyesi gibi belediyeler de ulaşım desteği vererek katkıda bulundular. Erkek öğrenciler programlarını Büyük Anadolu Termal Otel’de yaparken, Kız öğrenciler programlarını Kızılcahamam Eliz Otel’de gerçekleştirdiler.

Kamplarda; konferanslar, paneller, çalıştaylar, kültürel ve sportif etkinlikler yapılırken, Balkan coğrafyasını farklı ülkelerine mensup misafirler ve öğrenciler tanışma ve kaynaşma fırsatı buldular.

 NASIL BAŞARDIK?

BESADER Yönetim Kurulu; her yıl yapmakta oldukları Balkanlı Öğrenciler Kış Kamplarının 10.’uncusunun 28 Şubat-04 Mart 2018 tarihleri arasında Ankara’da yapılmasına karar verdiğinde ilk olarak bir ‘Kamp Komisyonu’ belirledi ve kampın tüm organizesini bu komisyona verdi. Kamp Komisyonu, farklı illerde okumakta olan Balkanlı öğrencilerin İl Temsilcilerinden oluşan geniş katılımlı ‘10. Kış Kampı Çalışma ve İstişare Birimi’ni oluşturdu. Aynı istişare grubu Hanımlar Komisyonu bünyesinde de oluşturulurken, Kamp Komisyonu tavsiyeleri doğrultusunda onlar da istişare ve organizelerini sürdürdüler.

Kamp hazırlık çalışmaları kamp tarihinden üç ay önce başladı ve yoğun bir tempoda aralıksız sürdürüldü. Konferansçıların belirlenmesinden, liseli öğrencilerin okullarından izin alınmasına; panellerde sunum yapacaklardan ülke çalıştaylarının moderatörlerine; sportif etkinliklerden, kamp yerine ulaşıma; yurt dışından gelecek misafirlerin uçak biletlerinden karşılanmalarına; STK toplantılarına katılacaklardan verilecek hediye ve plaketlere kadar her şey planlandı ve sorumluları belirlendi. Kamp Komisyonu, Hanımlar Komisyonu, İl Temsilcileri ve Kamp Görevlileri büyük bir özveriyle çalıştılar ve Balkanlı Öğrenciler 10. Kış Kampı organizesini başarıyla tamamladılar.

 

HABERLEŞME VE KAMPA DAVET

 

Öğrenciler

BESADER, Türkiye’de okumakta olan Balkanlı öğrencilere dönük 10 yıldır yaptığı etkinliklerle bu güne kadar 2000 kadar öğrenciye ulaşmış bulunmaktadır.  Kamp nedeniyle, bu öğrencilerin okudukları illerden ikişer öğrenci temsilcisi belirlenmiş ve kendileri ile her ay düzenli toplantılar yapılmıştır. Diyalog halinde olunan öğrencilere il temsilcileri aracılığıyla, ayrıca telefon ve mail yo İle ulaşılmış ve öğrenciler kamp tarihleri ve kampın yapılacağı yer hakkında bilgilendirilmişlerdir. İl temsilcileri ile yapılan istişareler sonucunda; illerinden kampa katılacak Balkanlı öğrenci sayılarıyla ilgili kontenjanlar belirlenmiş ve listeler oluşturulmuştur.

 

Misafirler

 

Balkanlardan gelen öğrenciler aracılığıyla ve 10 yıldır BESADER yöneticilerinin bölgeye yaptıkları ziyaretlerle Balkan ülkeleri gezilmiş; pek çok STK temsilcisi, akademisyen, medya temsilcisi ve toplum önderleri ile tanışılarak diyaloglar geliştirilmiştir. Bu dostlarımız arasından özellikle gençlik çalışması yapan kuruluşların temsilcileri ile bazı akademisyen ve medya temsilcilerine kamp programı ve tarihi gönderilerek kampa davet edilmişlerdir. Yurt içinden de uluslararası öğrencilere dönük çalışma yapan kardeş STK temsilcileri kampa davet edilmiş ve Balkanlardan 105 misafir Balkanlı Öğrenciler 10. Kış Kampına katılmıştır.

 

KAMPA ULAŞIM

Öğrencilerin Ulaşımı

İstanbul, Bursa, Çanakkale, Edirne, Kocaeli, Sakarya, Ankara, Kayseri, Konya, , Tekirdağ gibi illerden kampa katılacak öğrenciler İl Temsilcileri önderliğinde organize oldular ve kiralanan otobüslerle akşam kamp mahallinde olacak şekilde 28 Şubat Çarşamba günü illerinden yola çıktılar.

Kız öğrenciler kamplarının yapılacağı Kızılcahamam/Eliz Otele giderken; erkek öğrenciler ise Ankara Büyük Anadolu Otele geçtiler. Eskişehir, İzmir, Bolu, Samsun, Trabzon, Rize, Balıkesir, Zonguldak, Manisa, Denizli vs. illerden gelen öğrenciler ise şehirlerarası otobüslerle ve trenlerle kamp yerlerine geldiler. Farklı illerden farklı saatlerde yola çıkan öğrencilerin kamp yapacakları otellere gelişleri, Çarşamba günü saat 16.00’dan gece geç saatlere kadar devam etti. Otellere saat 22.30’a kadar giriş yapanlara akşam yemeği ikram edilirken, bu saatten sonra gelenlere ise sandviç ve meyve suyu ikram edildi.

Misafirlerin Ulaşımı

Balkanlı Öğrenciler 10. Kış Kampı projesi, BESADER tarafından Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)’na sunulmuş; Başkanlık, yurt dışından kampa gelecek misafirlerin uçak biletlerini karşılayabilecekleri bilgisini vermişlerdir.

Yapılan görüşmeler sonucunda, farklı Balkan ülkelerinden kampa katılacağı kesinleşen misafirlerin isim ve ülkeleri ile kampa geliş tarihleri TİKA’ya bildirilmiştir. TİKA’nın aldığı biletler tek tek gelecek misafirlere gönderilerek hava yolu ile Ankara’ya gelişleri sağlanmış, Ankara Esenboğa Havaalanı’na inen misafirler BESADER görevlileri tarafından karşılanarak kampların yapılacağı otellere götürülmüşlerdir. Bir kısım misafirler ise kampa kara yolu ile gelmişlerdir. Kampa, yurt dışından katılan misafirlerin isim ve ülkeleri aşağıda görülmektedir.

 

Kur’an-ı Kerim okunuşu ile başlayan programda, BESADER Başkanı Semih ŞENKARDEŞLER;  bir selamlama konuşması yaptı. Kampa katıldıkları için tüm öğrencilere ve misafirlere teşekkür eden Şenkardeşler; ‘’BESADER Ankara 10. Kış kampını teşriflerinizle onurlandırdınız, sizlere BESADER ailesi ve tüm Balkanlı Genç Müslüman kardeşlerimiz adına yürekten teşekkür ederim. Hoş geldiniz sefalar getirdiniz.

Kıymetli Balkanlı Genç kardeşlerim, Değerli katılımcılar,

Balkanlı kardeşlerimizle milletimiz arasında köprüler kuran BESADER’in bu önemli organizasyonuna katılımlarınızdan dolayı sizlere ayrıca teşekkür eder, Türkiye’mize, BESADER ailesine ve burada bir araya gelmemize vesile olan bu açılışa hoş geldiniz Safalar getirdiniz.

Sayın Bakanım, Değerli konuklarımız,

BESADER olarak, yola çıktığımız ilk günden bugüne, medeniyetimizin köklerinden gelen değerlerle, Balkanlı Müslümanların, öz kardeşlerimiz olduğunu bilerek, kendimizden emin adımlar atma gayretinde olduk. Bizler medeniyetimizin, kökleri sonsuz derinlikte bir çınar olduğu gerçeğinin tam anlamıyla bilincindeyiz. Bu çınar, dalları köklerinden ayırmaya çalışan sayısız ve yüzyıllar süren fırtınalara karşı durmuş, kimi zaman yaprakları dökülse de göğe uzanan dallarından asla vazgeçmemiş bir çınardır. Bu çınar, Afrika’daki, Arabistan’daki, Azerbaycan’daki, Şam’daki, Bağdat’taki, Kudüs’teki kardeşlerimizle tamamlanan bir çınardır. Bu çınar, Bosna’daki, Makedonya’daki, Kosova’daki, Romanya’daki, Bulgaristan’daki Yunanistan’daki kardeşlerimizle gerçek büyüklüğü, ihtişamı şekillenen bir çınardır. Bu çınar, birliktelikle gerçek ve başka hiçbir millete nasip olmayan gücünü ortaya koyan ve birliktelikle fırtınalara karşı ayakta durmaya devam edecek bir çınardır. BESADER olarak, inanıyoruz ki, bu çınarı budamaya yeltenen güçler, bizler birlik oldukça, bizler bugün burada olduğu gibi kol kola ayakta durdukça, daha çok hayal kırıklığı yaşamaya mahkûm olacaklardır.

 

Sayın Bakanım, Değerli misafirlerimiz,

İşte BESADER, bu inançla Balkanlı kardeşlerimizle milletimiz adına 10 yıldır köprüler kurma gayretini azimle ve büyük bir motivasyonla sürdürüyor. Ülkemizde okuyan kardeşlerimize destek oluyor, Balkan’lardan her yıl başka kardeşlerimizin bu ailenin fertleri olmasına katkı sağlıyor. Bu yaklaşımla gerçekleştirdiğimiz ve bugün burada açılışı vesilesiyle bulunduğumuz 10. Kış kampımız da yine Balkanlı kardeşlerimizle birlikteliğimizi kuvvetlendirecek, onların ülkemizde bulunmasının anlamına anlam katacak birçok etkinliğin mümessili olacak. Bu bağlamda siz değerli devlet büyüklerimize de, bu birlikteliğin güçlenerek devamı noktasında desteklerinizi esirgemediğiniz için yürekten teşekkürü bir borç biliyoruz.

İnşallah, birlikteliğimizle asırlardır sarsılmadan ayakta duran bu ulu çınar, artık yeniden yine birlikteliğimizle çiçekler açmaya, meyveler vermeye başlayacaktır. Kıymetli katılımlarınızdan dolayı tekrar teşekkür eder, sizleri saygıyla selamlarım.’’ 

Daha sonra kürsüye gelen BESADER Kurucu Başkanı Yunus Torpil; kısa bir selamlama konuşması yaptı.

Konuşmasında BESASDER’in hangi düşüncelerle ve saiklerle kurulduğuna atıfta bulunarak,  Türkiye’ye gelen Balkanlı bir öğrenciye barınacak yer bulma çabalarıyla başlayan sürecin bugün bin kişilik toplantılar yapabilecek bir noktaya geldiğine dikkat çekti. Torpil, konuşmasına şöyle devam etti:  Bugün yüzlerce Balkanlı öğrenci için BESADER bir dayanak, rehber ve arkadaş gibi işlev görmektedir. Fakat bununla yetinemeyiz. Çünkü henüz ulaşmamız ve yardımcı olmamız gereken daha birçok gencimiz var. O nedenle bugün sorumluluğumuz eskisinden daha fazla ve daha çok gayrete ve fedakârlığa ihtiyacımız var.  

Daha sonra kürsüye gelen Çanakkale 18 Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Yücel ACER; ÇOMÜ’nün Balkanlara daha fazla katkı sunan bir bilim kurumu olması için Balkan üniversiteleriyle işbirliğini yoğunlaştırdığını ifade ederek “Osmanlı Devleti Balkanlar’da sadece varlık göstermemiş adeta oranın bir parçası haline gelmiş. Bunu Balkan coğrafyasının hemen hemen her şehrinde hissedebiliyoruz” dedi.

Balkan ülkelerinden gelen öğrenci sayısındaki artışa da dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Yücel Acer “Göreve geldikten sonra Balkanlar’da yaptığımız yoğun tanıtım faaliyetleri ve ikili işbirlikleri neticesinde ÇOMÜ, Balkanlar’da daha tanınan ve bilinen bir üniversite haline geldi. Üniversitemizin Balkanlar’daki varlığının ve bölgeye yapacağı katkının, tarihsel bağlarımızı da güçlendireceğine inanıyorum” şeklinde konuştu

Son olarak Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu söz aldı. Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, ‘Türkiye’de eğitim gören gençlerle bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu belirterek, Balkanların Türkiye için sıradan bir coğrafya olmadığını, bu bölgedeki ülkelerle gönül birlikteliği bulunduğunu’ ifade etti.  Çavuşoğlu; ‘’Sevgili Gençler, Dünya tarihinde çok önemli gelişmelere sahne olmuş Balkanlar gibi bir coğrafyanın neredeyse bütün ülkelerinden gençlerin Türkiye’de bir araya gelebilmiş olmasından ziyadesiyle mutlu olduğumu belirterek hepinizi saygıyla selamlıyorum. Balkanlardan misafirimiz olarak, Türkiye’de eğitim gören öğrencilerimize yönelik gerçekleştirilen bu organizasyon vesilesiyle sizlerle bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum. Balkan Müslümanlarıyla Yardımlaşma Dayanışma Gençlik ve Spor Derneği’nin (BESADER) düzenlediği 10. Kış Kampı’na iştirak eden tüm katılımcılara hoş geldiniz diyorum.’ dedi.

Konuşmasının devamımda, Osmanlı tarihinde Balkanların önemine değinen Çavuşoğlu, “Tıpkı Osmanlı Devleti’nde olduğu gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda da Balkanlardan gelen insanımız, kardeşlerimiz çok büyük emek sarf etmiştir. Rahatlıkla ve gurur duyarak söyleyebilirim ki Türkiye de bir Balkan ülkesidir. Türkiye Balkanlardır, Balkanlar Türkiye’dir” diye konuştu.

Türkiye’de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Balkan ülkeleriyle ikili ilişkilerini dostça ve kardeşçe, etkili bir şekilde sürdürüldüğünü ve çoklu işbirliğine büyük itina gösterildiğini anlatan Çavuşoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Kapsamlı bir bölgesel entegrasyon sağlanarak, Balkan ülkelerinin Balkan coğrafyasının kaderinde etki sahibi olmaları, hedeflerimizin başında gelmektedir. Ülkemiz ile Balkanlar arasındaki ilişkiyi, yalnızca tarihsel bağlar ve coğrafi yakınlık izhar etmez. Bu sebeple, bir yandan tarih arşivlerinin pekiştirdiği birlik duygusunu hissederken, bir yandan da ekonomik ilişkilerin sağladığı karşılıklı bağlılığımızı güçlendirmek mecburiyetindeyiz. ”

Üniversitelere ortak araştırma fonları sağlanması ve ülkeler arasındaki akademik ve sosyal hareketliliğin ulaşılmaz bir hıza taşınması gerekliliğine işaret eden Çavuşoğlu, “Konuştuğumuz dilleri gençlerimize öğreterek, bizi biz yapan kültürel eserlerimizin karşılıklı tercümelerini yaparak birbirimizin anlam dünyalarını daha iyi kavramalıyız. Eminim ki bunları başardığımız anda ‘Balkanlar’ ismi krizlerle, toprak anlaşmazlıklarıyla ve etnik sorunlarla anılan bir bölge olmaktan çıkacaktır” dedi.

Türkiye’nin uluslararası öğrenci sayısının katlanarak artması konusunda üzerine düşen vazifeyi en iyi şekilde yerine getirme çabasında olduğunu belirten Çavuşoğlu; diğer ülkelerle ve bilhassa gençlerle arasındaki pozitif ilişkiyi önemsediğini ve artık dünyada bir rekabet alanı haline gelen uluslararası öğrenci hareketliliği konusunda bir ‘eğitim üssü’ olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini söyledi. 

Son olarak kampa katılan öğrencilere tavsiyelerde bulunan Çavuşoğlu; ‘Sözlerimi tamamlarken, artık önemli bir geleneğimiz haline gelen, bu dönem 10’uncusu düzenlenen BESADER Kış Kampı’nda geçireceğiniz zamanın en güzel hatıralarla dolu olmasını, ayrıca kendinize ve ülkelerinize yarar sağlayacak bilgi ve tecrübeler de edinmenizi umuyorum. Organizasyona emek verenleri tebrik ediyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Allaha emanet olun’’ diyerek sözlerini tamamladı. Konuşmasını bitirdikten sonra Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’na, BESADER adına Semih Şenkardeşler tablo hediye ederek Açılış Programının ilk bölümünü sonlandırmış oldu.

Açılış Programının ikinci bölümünde Balkanlardan gelen misafir temsilcileri selamlama konuşması yaptı.

Arnavutluk adına Prof. Dr. Ramiz Zekai, Kosova adına Priştina İlâhiyat Fakültesi Dekanı Fahrush Rexhebi, Makedonya adına Vizyon Dergisi Başkan Yardımcısı Cihat Hüseyni, Yunanistan/Batı Trakya adına Necat Ahmet, Sancak’tan gelen misafirler adına Belediye Başkan Yardımcısı  Emir  Aşim, Bulgaristan adına Yüksek İslâm Enstitüsü’nden Dr. Sefer Hasanov, Sırbistan/Preşova adına da Preşova Kur’an Kursu hocası Yusuf Halimi selamlama konuşmaları yaptılar. Konuşmacılar, böyle bir kamp organize ederek Balkanlı öğrencileri ve Balkanlı STK’ları bir araya getirdikleri için BESADER Başkanı ve Yöneticilerine teşekkür etti.

Açılış programının ikinci bölümünde ayrıca Bosna İlahi Gurubu mini bir konser de icra ettiler. 

 

KONFERANSLAR

1. Konferans 

Konuşmacı: Doç Dr. Ömer Miraç Yaman  

Konu: “Kadın-Erkek İlişkileri  ”

Kamp süresince verilen konferansların ilki Doç Dr. Ömer Miraç Yaman tarafından gerçekleştirildi. “Kadın-Erkek İlişkileri” konulu konferansında Yaman; kadın –erkek ilişkilerinde ortaya çıkabilen olumsuz durumlara, mahramiyet sınırlarının korunmasına ve bu konuda dikkat edilecek hususlara işaret etti.

Bilhassa gençlerin yaş itibarıyla cinsel konulara meyilli olduklarını, bu bağlamda pek çok sorun yaşadıklarını fakat bu sorunların genellikle hasıraltı edildiğini dile getirdi.

Yaman; geçlerin manen, ahlâken ve kişilik olarak çelişkili ve bunalımlı bir hayat yaşamamaları için, Allah(cc)’ın koyduğu sınırlara riayet etmeleri ve zinanın her türlüsünden (göz, el, dil vb.) uzak durmaları şarttır dedi.

 Konferansının sonunda dinleyicilerden gelen soruları cevaplandıran Yaman’a bir de plaket takdim edildi.

 

 2. Konferans

 

Konuşmacı: Prof. Dr. Erhan Erken

Konu: BBirlik ve Gelişme Hedefine Nasıl Ulaşabiliriz?

 

Kampın ikinci konferansçısı eğitimci Prof. Dr. Erhan Erken’di. Erken, “Birlik ve Gelişme Hedefine Nasıl Ulaşabiliriz?” başlıklı konuşmasında şu görüşlere yer verdi:

*Ortak bir coğrafyanın parçasıyız. Zihnimizde sınırlar ayrılsa da, bizler birbirimizle aynıyız.

*Bugünkü şartlarda bütün Balkanları tek devlet altında toplayamayabiliriz. Fakat bir gönül birlikteliği oluşturabiliriz.

*Balkanlarda ortak işler ve projeler yapmalıyız. Ticaret ve alış-veriş bu işerin başında gelmelidir. Ayrıca ilmî araştırmalar, ilim adamlarıyla ortak çalışmalar, spor ve izcilik faaliyetleri, yayıncılık gibi alanlarda da ortak çalışmalar yapılmalıdır.

*Hedefimiz kaliteli insan yetiştirmek olmalıdır. Kaliteli insan; akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selim sahibi insandır.

 

PANELLER

 

 

  1. Panel: Öğr. Gör. Abdylkader Durguti

Konu: Post-Komünizm Döneminde Şiilik ve Balkan Coğrafyasındaki Tesirleri

Yugoslavya parçalanması post-komünizm döneminde 1990’lı yıllarda yeni dini kimlik arayışların ortaya çıktı. Yugoslavya’nın hızlı çöküşü sırasında ulusal kimliğin politikası telaffuz edilmeye başlandı. Federal devletlerin yapısının dağılmasıyla sonuçlanan yeni oluşumların hepsi dönüşüm sürecinde herhangi bir dine veya dini yorumlara değil, belirli bir dine, geleneksel yorumları etkin kullanılmıştır. Bununla birlikte Bosna Hersek’teki kan dökümü, İslam dünyasında dikkat çekmiştir. Bosna trajedisi ardından Kosova savaşı etnik-dini çizgide gelişen, yani Müslüman Arnavutlar ve Ortodoks Sırplar arasında gelişen bir siyasi çatışma durumunda gelindi. Daha sonra Makedonya’daki çatışmalar Ortodoks Makedonlar ve Müslüman Arnavutlar arasındaki zorlu bölünmeler yine etnik-dini cephelere açıldı. Tüm bu zaman boyunca, camiler ve kiliseler önemli hedefler olmuştur.

İran İslam Cumhuriyeti Balkan Coğrafyasında Nüfuzu 

İran devleti Balkan ülkeler arasında en çok etkili olduğu ülke Bosna Hersek’tir. İran’ın Bosna’daki tesirleri 1979 yılından başladığını görülmektedir. İran İslam Devrimini gerçekleştirdiği yıldır. 1992 yılında Bosna Hersek savaşı başlaması İran fiili destek de sağlamıştır. Devrim Muhafızları ve özel mücahit birlikleri göndermesi savaşa katılmışlardır. Savaş sonrası İran’ın açtığı Şiilik alanı “yumuşak güç” kullanarak kültür merkezleri, araştırma enstitüleri, yardımlaşma vakıfları gibi enstrümanlarla nüfuzunu sürdürmeye devam etmiştir.

İran’ın Balkanlarda en önemli bir diğer nüfuz alanı Arnavut coğrafyası üzerindedir. Arnavut Bektaşilerin sufi din anlayışı İslam’da heterodoks (Sünniliğin dışında) bir yapısı vardır. Bektaşilik söylemi vatansever duygularla beslenmesi ve inancı ulusal kökenlere dayanması gösteriyor ki dışardan dayatılacağı dini ritüeller ve inançlar bu topluluk üzerine kolay bir şekilde nüfuz edeceğini tahmin edilmemektedir. Ancak Şiilik mezhebi ile paralel bir teolojiye sahip olması, Nevruz kutlamaları, Muharem matemi gibi ortak paydası olan etkinlikler üzerinde nüfuz etmeye çalışılmaktadır. Arnavut dünyasında da (Arnavutluk, Kosova ve Makedonya) yumuşak güç enstrümanları çeşitli kültür merkezleri ve araştırma enstitüleri yansıra STK tarzında yardım kuruluşları vasıtasıyla camii ve bazı okulları restore etmesiyle muhafazakar Şii İslam’ı yaymaya devam etmektedir.

 

  1. Panel: Mümin Omerov

Konu: Osmanlı Dönemi Makedonya Vakıflarının Eğitim Öğretime Katkıları

Osmanlı Devleti Makedonya topraklarını 1360-1391 yılları arasında fethetmiştir. Osmanlı Devleti, iskan politikası çerçevesinde Anadolu’dan Müslüman aileleri yeni fethedilen Makedonya’nın farklı şehirlerine yerleştirmiştir. Türkler Anadolu’da yaşadıkları gelenekleri yerleştikleri bölgede sürdürmüşlerdir. Bu geleneklerin en önemlisi şüphesiz ki vakıf kurma âdetidir.

Makedonya’ya yerleşen Müslümanların kurdukları vakıflar aracılığıyla yaptıkları işlerin başında, bulundukları köylere ve şehirlere cami inşa etmek gelmektedir. Bu camilerde ibadetlerin yanı sıra, aşr-ı şerif, cüz okumaları, Cuma hutbeleri;  mübarek gün ve gecelerde mevlit okumaları yapılmıştır. Vakıfların camilere atadıkları imamlara koştukları şartlar arasında, beş vakit namaz kıldırmanın yanında mahallenin çocuklarına sabah veya öğlen namazından sonra Kur’ân-ı Kerim ve dini bilgilerin öğretilmesi gelmektedir. Vakıf kurucuları; imam, müezzin ve camii temizlikçisinin maaşlarının yanı sıra camiinin; halı, kandil yağı ihtiyaçlarını ve gerektiğinde bakım ve onarım ücretini vakfın gelirlerinden temin etmişlerdir. Vakıf kurucuları dükkân, han, hamam, değirmen, tarla, bahçe vb. mülklerini vakfedip bunların gelirleri ile vakfın bütün giderlerini karşılamışlar, böylece bu yapıların uzun yıllar ayakta kalmasını sağlamışlardır. Bütün bunları yapan vakıf banilerinin, hiçbir dünyevi menfaat beklentisi olmamıştır. Vakıf mallarından istifade eden kimselerden genellikle başta Peygamberimiz, ashabı ve kendi aileleri ruhuna birer Fatiha okumalarını istemişlerdir.

Osmanlı’da mektepler genellikle camilerin yanına inşa edilmiştir. Vakıflar mekteplere atadıkları muallimlerden, bulundukları bölgenin çocuklarına Kur’an-ı Kerim, fıkıh, hadis, tefsir ve matematik derslerini, öğrencilerin seviyelerine uygun olarak işlenmesini talep etmiş ve bunu vakfiyelerine yazdırmışlardır. Yahya Paşa, yaptırdığı mektepte okuyan yirmi fakir ve yetim çocuğa Ramazan ve Kurban bayramlarında elbise yardımı yapmıştır. Vakıfların öğrencilere yaptıkları burs ve elbise yardımları, günümüzde çeşitli yardım kuruluşları ve dernekler aracılıyla yürütülmektedir.

Mekteplerden mezun olan öğrencilerin bir kısmı medreselere devam ederken bir kısmı bağda bahçede çalışarak veya esnaf olarak hayatlarını sürdürmüşlerdir. Medreseye giriş imtihanlarını geçen öğrenciler, medreselerde yatılı olarak eğitim görmüşlerdir. Öğrencilerin yemesi içmesi, bursları, odalarının kandil yağları,  halı ve odun ihtiyaçları vakıf gelirlerinden temin edilmiştir. Ayrıca müderris, halife ve aşçıların maaşlarını vakıflar karşılamıştır.

Medreselerde haftanın üç veya dört günü ders işlendiği vakfiyeler aracılıyla öğrenilmektedir. Dersler sabah namazından sonra başlayıp akşama kadar devam etmiştir. Medreselerde okutulan dersler genellikle şunlardır: Kur’an-ı Kerim, hadis, fıkıh, tefsir, mantık, matematik, sarf ve nahiv.

Medreselerde tatiller Ramazan, Şaban ve Recep aylarında yapılmıştır. Öğrenciler bu süre içerisinde köy ve şehirlere dağılıp Ramazan ayı boyunca Teravih, Cuma ve bayram namazlarını kıldırmışlardır. Diğer aylarda da mahallenin çocuklarına Kur’an öğretmişlerdir. Öğrendikleri bilgileri uygulama şansı buldukları bu geleneğe “Cerre Çıkma” denmektedir.

 

  1. Panel: Asllan Shehu;

Konu: Osmanlı Sonrası Arnavutluk’ta Süreli İslami Yayın Kültürü (1912-1968)

Arnavutluk’ta süreli İslami yayın hayatı düzenli bir biçimde XX. yy.’da başlamıştır. Arnavutluk Devleti’nin bağımsızlığını ilan etmesi (28 Kasım 1912) ve Arnavutluk Müslüman Birliği’nin kurulmasıyla (1923), İslami yayın kültürü ivme kazanmıştır. Bu dönemde Arnavutluk toplumu siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel anlamda yeni bir sayfa açıyordu.

Nüfusun çoğunluğunu oluşturan Müslümanlar da İslami ilim ve kültürünün gelişmesi ve yeni kurulmuş devletin dinamikleri içerisinde hak ettiği konumu alması için var güçleriyle çalışıyorlardı. Bu bağlamda dönemin Arnavutluk İslam Birliği ve önde gelen Müslüman âlimleri bir dizi önemli karara imza atmıştır. Şüphesiz bu kararların en önemlileri de bağımsız vakıfların ya da İslam Birliği’nin bünyesinde çok sayıda süreli İslami yayınların çıkarılmasıydı. Bunların ilk akla gelenleri de, Zani i Nalte (Yüksek Ses), Kultura Islame (İslam Kültürü) ve Njeriu (İnsan) süreli yayınlarıdır. Çalışma 1912 ile 1968 yılları arasında Arnavutluk’ta basılan süreli İslami yayınları kronolojik bir şekilde ele alıp tanıtmaya hedeflemektedir.

 

 

  1. Panel: Riad Domazeti;

Konu: Balkanlar’da Dini Radikalleşme Süreci

Osmanlı ve dünya tarihi açısından önemli bir bölge olan Balkan Yarımadası; etnik yapı, din ve kültürel çeşitliliği ile kendine has karakteristiğe sahip bir coğrafyadır. 1. Dünya Savaşı’nın başladığı yer olan bu kadim topraklar, jeostratejik açıdan da son derece kritik bir konumdadır. Bölge, Osmanlı’nın fethinden sonra nispeten daha adil ve refah içinde bir dönem yaşamıştır. Antik Yunan, Roma, Bizans, Osmanlı ve Habsburg topraklarının bir parçasını teşkil etmiş olan ve Avrupa, Asya ve Afrika’nın kesişme noktasını oluşturan yarımada, dünya tarihi boyunca farklı emperyal güçlerin ve ideolojilerin mücadele alanı olagelmiştir.

1990’lı yıllardan itibaren- Balkanlar’a akın eden dinî grup ve cemaatlerin gençler üzerinde önemli etkisi olmuştur. Bu yapılar kısa süre içerisinde alışılmış geleneksel dini anlayışı dışında, bölge halkları için yabancı olan dinî pratik ve inançların büyük ölçüde yaygınlaşmasında ciddi derecede rol oynamıştır.

Hristiyan dini ekoller de Balkanlar’da 1990’lı yıllarda ciddi anlamda etkilerini arttırdıklarını görülür. Devlet otoritenin yoksunluğu ve kaos ortamın yarattığı fiili durum sonucunda birçok Hristiyan misyoner cemaati Müslümanların yaşadığı Balkan coğrafyasında istila etmeye başladı. Dini okullar, laik kolejler, kiliselerin inşası, dil kursları ve gençlere yönelik çeşitli sosyal programlar ve kampları sayesinde radikal bir çevrenin oluşmasına yol açmıştır. Özellikle yurt dışında okuyan Hristiyan din adamlarının Balkanlara dönüşü ve radikal tutumları sayesinde bir yandan Hristiyanların radikalleşmesine yol açarken, diğer yandan da Müslüman toplumunun varoluşsal bir endişeye yol açmıştır.

Diğer yandan eski Yugoslavya’nın dağılması ardından ortaya çıkan Balkan Müslüman toplumları, bir yandan dilsel-kültürel özlerini korumaya çalışırken diğer yandan da dine olan ihtiyaçlarını yeniden keşfetmeye başlamıştır. Böyle bir ortamda yükselişte olan küresel İslami akımlar, Balkan milletleri üzerinde de geleneksel İslami anlayış dışında, daha aksiyoner ve Ortodoks İslam’a benzeyen bir metodolojinin bilhassa gençler arasında yaygınlık kazanmasını sağlamıştır. 2010 yılı sonunda Arap Baharı denilen sürecin başlaması, dünyada olduğu gibi kısa sürede Balkanlar’da da tezahürünü göstermiştir.

Sonuç olarak çift yönlü etki eden bu radikalleşme sürecinin Balkanlar’da çatışmacı sonuçlarına yol açması muhtemeldir.

 

ÜLKE ÇALIŞTAYLARI

 

Makedonya Çalıştayı

Moderatörler: Mumin Ömerov-Arsim İdrisi

Tarih: 02-03 Mart, Saat: 20:30 – 23:30

Ülke çalıştayına, Makedonyalı davetliler ve Türkiye’de okuyan öğrenciler yoğun ilgi göstermişlerdir. Bu yılki ülke çalıştayının ana konuları ise Türkiye’de eğitim gören Makedonyalı öğrencilerin ülkelerine dönmeme nedenleri ve Türkiye’ye okumaya gelecek talebelerin, hangi alanlara yönlendirilecekleri üzerine olmuştur.

Akademisyenlerin Makedonyalı öğrenciler hakkında ortak kanaatleri şöyledir: Türkiye, Makedonya’ya nazaran gerek ekonomik gerekse eğitim alanlarında daha iyi bir durumdadır. Türkiye’de eğitim gören Makedonyalı öğrencilerin bir kısmı, buradaki iş imkânlarının daha cazip olması sebebiyle ülkelerine dönmek istememektedirler. Öte yandan öğrenciler, evlilik nedeniyle de Türkiye’de kalmaktadırlar.

Bu gibi istisnai durumlar haricinde öğrencilerin memleketlerine dönüp hizmet etmeleri hem kendileri için hem de bölge halkı için daha faydalı olacaktır. Çünkü yetiştiği toplumunun düşünce yapısını ve halkın ihtiyaçlarını, o bölgeden yetişenler daha iyi tahlil edebilirler. Makedonya devletinin ve halkının yurt dışına okumaya giden öğrencilerden beklentileri de bu doğrultudadır.

Türkiye’de ve başka ülkelerde eğitim gören öğrencilerin memleketlerine faydalı olabilmeleri için kendilerini ilmi olarak yetiştirmeleri gerekmektedir. Boş zamanlarında sosyal faaliyetlere aktif olarak katılmaları da onların pratik hayata hazırlanmaları adına oldukça önemlidir.

Türkiye’ye okumaya gidecek öğrencilerin, Makedonya’da hangi alanlarda kadro eksikliğinin olduğunu tespit etmeleri gerekmektedir. Buna özen göstererek tercih yapan öğrenciler hem mezun olduktan sonra iş bulma konusunda sıkıntı yaşamayacak hem de ülkelerine daha çok fayda sağlayacaklardır. Makedonya’da sağlık, kimya, fizik, bilgi teknolojileri ve matematik alanlarında, diğer bölümlere oranla daha çok ihtiyaç bulunmaktadır.

 

Yunanistan Çalıştayı

Moderatörler: Yunus Onbaşı-İlyas Molla-Erkan Molla

Tarih: 02-03 Mart, Saat: 20:30 – 23:30

Kamp sürecinde Yunanistan’dan gelen öğrenciler; ‘Yunan Ekonomisi ve Ekonomik Krizi’ ve ‘Yunanistan’ın Azınlık Politikası ve Azınlık Problemleri’ başlığı altında iki ayrı çalıştay gerçekleştirdiler.  ‘Yunan Ekonomisi ve Ekonomik Krizi’ başlığı adı altında düzenlenen ilk çalıştay, Gazeteci-Ekonomist Yunus Onbaşı’nın yaptığı sunumla başladı. Sunumun birinci bölümünde genel olarak Yunan ekonomisi tanıtılırken, sunumun ikinci bölümünde ise; Yunan ekonomisinin mali ve finansal krizi ele alındı. Yunan ekonomisinin sıkıntılı bir süreçten geçtiğine ve bu sıkıntılı sürecin de geçtiğimiz dönemin iktidarlarının mirası olduğuna dikkat çekildi. İstikrasız mali politikalar sonucunda ekonomik krize giren Yunanistan’ın son dönemde ise kemer sıkma politikalarının halkı zor durumda bıraktığı ve bu sürecin ekonomik krizi daha da derinleştirdiği dile getirildi.

Son bölümde ise Batı Trakya ekonomisi ele alındı. Euro Bölgesinin en az gelişmiş bölgelerinden biri olan Doğu Makedonya ve Trakya Eyaleti sınırları içinde yer alan Batı Trakya’nın kalkınması için çeşitli fikirler önerildi. Yunus Onbaşı’nın yaptığı sunumun akabinde, programa katılana  misafir öğrenciler söz aldı. Ekonomik kriz sürecini tecrübelerinden yararlanarak yorumlayan misafirler öğrencilerin konu ile ilgili soruları cevaplandı. Batı Trakya ekonomisinin kalkınması için çözüm önerileri sunuldu ve bu öneriler üzerine tartışıldı.

Çalıştayın ikinci günü ise; ‘Yunanistan’ın Azınlık Politikası ve Azınlık Problemleri’ başlığı altında devam etti.

GTGB Başkanı Necat Ahmet Batı Trakya Türklerinin azınlık olarak bırakılmasından itibaren günümüze kadar Yunanistan’ın genel çerçevede azınlık politikasını anlatırken, GTGB Genel Sekreteri Nihat Binbaşı, İTB Eğitim Koordinatörü Cemali Tahir ve DEB Partisi Genel Başkan Danışmanı Bahri Belço konu ile ilgili görüşlerini bildirdiler. Öğrencilerin yoğun ilgisiyle geçen çalıştayda söz alan öğrenciler; Batı Trakya Türklerinin problemlerini çözmek adına kendi önerileri de sundular. Çalıştay sonunda aynı zamanda BESADER Yönetim Kurulu Üyesi olan hemşerimiz Mustafa Veli Ahmet söz alarak gelen misafirlere ve öğrencilere teşekkür etti. Öğrenciler de çalıştaylar sonunda memnuniyetlerini dile getirirken Batı Trakya’ya ve Yunanistan’a farklı bir açıdan bakma fırsatı bulduklarını dile getirdiler.

Arnavutluk Çalıştayı

Moderatörler: Fredinant Hasmuça-Sajmir Hurdha

Tarih: 02 Mart Cuma; Saat: 20:30 – 23:30

1-Arnavutluk’taki Gençlerin Eğitimi Sorunu ve Dejenerasyonu.

2- Arnavutların Milli ve Dini Kimlik Anlayışı

Çalıştaya; Türkiye’de farklı branş ve bölümlerde okumakta olan Arnavut öğrenciler katıldı.

Kendi ülkelerinin eğitim ve gençlik durumunu değerlendiren gençler ortak görüş olarak özetle şu noktalara vurgu yaptılar.

1- Arnavutluk’taki Gençlerin Eğitimi Sorunu ve Dejenerasyonu.

  • Öncelikle bizim yapmamız gereken bulunduğumuz yerde bulunduğumuz görevde ahlaka dikkat ederek örnek olmaktır. Şu anda Arnavut gençlerin en büyük problemi örnek alacağı bir kesimin ve kişilerin olmamasıdır. Bundan dolayı önceliğimiz ahlak ve maneviyat olmalı, örnek nesil olmaya çalışmalıyız.
  • Arnavut gençler, kendi ülkelerindeki eğitim sorunlarından dolayı yurt dışında eğitim almayı tercih ediyorlar. Ancak eğitimi sadece diploma almak olarak görmemeli ve diplomanın ötesinde beceriler kazanarak ülkemize dönmeliyiz.
  • Arnavutluk’ta kalan gençler maalesef ahlaki olarak her geçen gün kötüye gitmektedir. Bu problemlerin en önemli nedeni eğitim de eksikliği ve medyanın olumsuz etkisidir. Bundan dolayı Türkiye’de eğitim alan gençler olarak en büyük görev bizlere düşüyor.

 

2- Arnavutların Milli ve Dini Kimlik Anlayış

  • Arnavutlar milli ve dini kimliklerini sanki bir biriyle çatışan bir şeymiş gibi algılamaktadır. Aslında milli kimliğe değer veren şey dini kimliğin sağlamlığıdır. Dini kimlik ne kadar diri ise milli kimliği da o kadar diri ve sağlam olur.
  • Arnavutlar asıl kimlik anlayışlarını kaybettiler ve bunun sonucunda son 10 yılda bir milyon kişi ülkesini terk etti. Bu duruma bir alternatif olarak bizler, eğitimimizi tamamlayıp mutlaka ülkemize dönmeliyiz. Döndüğümüzde de makamı ve mevkiyi önemsemeden hizmet etmeyi amaçlamalı ve iyi örneklikler tescil etmeliyiz.

Çalıştayın sonunda söz alan İslami Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Dr. Ramiz Zeka; ‘Öncelikle sizlere tebrik etmemi müsaade ediniz. 30 seneden beri farklı alanlarda faaliyet yaptım dünyanın birçok ülkesine gezdim ve oralarda bulunan Arnavut gençleriyle görüştüm. Fakat vatanının derdini düşünen ve bu kadar heyecanlı bir gençlikle karşılaşmadım. Gençler! ülkenize dönün ve bizler sizlere elimizden geldiğince yardım edelim. Özelikle yaz tatilinde ülkenize gelin sizlere imkanlar dahilinde staj imkanı sunalım, birlikte çalışalım ülkenize yabancı kalmayın’ dedi. Yaklaşık üç saat süren ilk çalıştay, Dr. Zeka’nın konuşmasıyla sona erdi.

Tarih: 03 Mart Cumartesi, Saat: 20,30 – 22,30

Moderatolar: Fredinant Hasmuça

1- Arnavutluk’ta İslami Fikir Faaliyet ve Faktorizasyonu

2- Arnavutluk’ta Dış Yatırımlar, Göç Sorunu ve Nedeni.

Katılımcılar Türkiye’de farklı branş ve bölümlerde okumakta olan Arnavut öğrenciler katıldı. Çalıştayda konuşulanlar özetle:

1-        Arnavutluk’ta İslami Fikir Faaliyet ve Faktorizasyonu

Çalıştayda söz alan gençler özetle şu noktalarda hem fikir oldular.

  • Komünizmin yıkılmasından bugüne kadar Arnavutluk’taki Müslümanlar, insanların İslam’a yeniden dönmeleri için ciddi şekilde çaba sarf ettiler ve etmeye devam ediyorlar. Bu geleneğe gönül verip devam etmemiz gerekiyor.
  • FETÖ, Müslümanları sivil alanda fikir üretme ve faaliyet yapma konusunda pasifleştirdi. Bizlerin de mezun olduktan sonra bu boşluğu az da olsa doldurmaya çabalamamız gerekir. Fakat unutmamamız gerekiyor ki sivil toplum çalışmaları tek başına yürümez ve mutlaka birlikte hareket etmeyi öğrenmemiz gerekir.
  • Arnavutluk’ta Müslümanlar sadece camii inşaat etmekle, fakirlere aş dağıtmakla kalmamalı ve faaliyetlerini toplumu geliştirmeye yönelik olarak ileriye taşımalılar. Bu konuda gençler olarak bizlere görev düşmektedir.

2-        Arnavutluk’ta Dış Yatırımlar, Göç Sorunu ve Nedeni.

  • Biz ülkemizi daha fazla kazanç için terk ediyoruz. Fakat bu bir çözüm değildir ve çözüm zor olanı tercih edip kendi milli kaynaklarımıza sahip çıkmak ve yerli üretim yapmaktır.
  • Arnavutluk’ta iki güçlü yatırım zihniyeti olan Soros ve Feto zihniyeti; sömürgeci gözüyle yatırım yapmaktadır. Bizler bunlarla baş etmemiz için çok gayret etmeli ve bedel ödemeyi göze almamız gerekmektedir.
  • Herkes usanmadan çalışmalı, artık çalışma zamanı, bizler de zamanımızı iyi değerlendirip kendimizi iyi yetiştirmeliyiz. Mezuniyetten sonra ülkemize dönüp görevlerimizi yerine getirmemiz gerekmektedir.

 

Boşnak Dünyası Çalıştayı

Moderatolar: Mustafa Krupalija

Tarih: 02-03 Mart, Saat: 20:30 – 23:30

Rıdvan Sancaklı ve Davut Nuriler hocalarmızın da katıldığı Boşnak Dünyası ülke çalıştayı ilk olarak kısa bir tanışma merasimiyle başladı. Hocaların kendilerini tanıtımının ardından söz alan misafir hocalarımızdan Edin Tule; öğrencilere bir soru soru sorarak çalıştayın tartışma bölümünü başlatmış oldu.  Edin Tule öğrencilere;  ‘Kur’an ayetleri ışığında Bosna’ya bakıldığında ne görürsünüz’ diyerek sözü öğrencilere bıraktı. Soruya birçok öğrenci cevap vererek çalıştaya katkı sağladı. Boşnak dünyasının önemli gündem maddelerininin konuşulduğu çalıştayın genelinde aktif katılım sağladılar.

Daha sonra söz alan öğrenciler; Türkiye’de bulundukları süre içerisinde yurt, burs ve adaptasyon gibi yaşadıkları zorluklardan bahsettiler. Misafirlerden bu konularda kendilerine nasıl bir yol izlemeleriyle alakalı tavsiye istediler. Bu tartışmalar üzerine söz alan Hayri Öztüran; hem bu sorunları aşmanın yollarıyla alakalı tavsiyede bulundu hem de özellikle hızla değişen teknolojik gelişmelerle ilgili bir sunum yaptı.

Çalıştayın ikinci gecesi birinci geceden farklı olarak, YTB’de Balkan bölgesiyle ilgilenen Sevilay Unal hanımın da gelmesiyle daha çok öğrenci sorunları üzerindeki tartışmalarla geçirildi. Özellikle liseli Boşnak öğrencilerin hayli dikkatle takip ettikleri program sonunda tekrardan misafirlere son bir söz hakkı verilerek öğrencilere nasihat etmeleri istendi.  

 

 

Preşova(Presheva) Çalıştayı     

Moderatör: Elshani Kamberi

Tarih: 02-03 Mart, Saat: 20:30–23:30

Kampta ilk defa gerçekleşen Preşova Çalıştayı’na Türkiye’de lise, lisans, yüksek lisans ve doktora gibi farklı düzeylerde okuyan Preşovalı öğrenciler ve Preşova’dan  gelen misafirler katıldı. Çalıştay iki gece sürdü, öğrenci ile misafirler arasında soru cevap şeklinde yapıldı.

Çalıştayın ilk gecesi tanışma ile başladı, ardından Preşova’daki problemlerden bahsedildi ve misafirlere Preşova’da yapılan etkinlikler soruldu.

Preşova Medresesinin Müdürü olan Mehmet Saiti: ‘Preşova Medresesi bu yıl ilk mezunlarını verecek. Mezun olanların sayısı 18 ve tamamı kız öğrenci. 4 senedir bölgedeki hiçbir dernekten, diyanetten ve belediyeden hiçbir yardım gelmediğini belirtmek isterim. Medresesin şu anki eğitim koşulları iyi ama devamlılığını sağlayabilmesi için yardıma ihtiyaç var’ dedi.

‘’El Hidaje’’ Kur’an kursunun baş hocası Orhan Ademi:’’ Üç sene önce göreve başlayan El Hidaje kursu 2017 yılında 3 hafız mezun etti. Bu sene ise Ramazan için dördüncü hafız hazırlanıyor. Bu anlamda devam ederek Preşova’nın görüntüsünü değiştirmek istiyoruz’’ dedi.

Bujanoc’taki ‘’Dituria’’ derneğinin başkanı olan Selim Zeqiri:’’Dituria genelde öğrencilerin eğitimi ile ilgilenir. Farklı dallarda kurslar vermekte olup, burs başvuruları için yardımcı olur. Bu ve benzeri etkinliklerde devam edeceğiz ve Preşova’nın saygınlığını geri kazanacağız’’ dedi.

Mühendis İlir Sadriu: ‘’ Şuan Preşova’nın bazı problemleri vardır. Onlardan birkaç tanesi işsizlik, Avrupa’ya yapılan göçler, belediyedeki sıkıntılar ve birlik duygusunun eksikliği. Bu durumu aşabilmek için Preşova’da yer alan derneklerin, medreselerin, okulların ve yetkililerin yardımına ihtiyacımız var. Bunu en güzel şekilde bir olup beraber üst düzeyde çalışarak zor olsa bile aşabileceğimizi inanıyorum’’.

Yetkililerin sohbeti ile Preşova’daki sorunlar ve eksiklikler ortaya çıktı ve öğrencilerin de sohbete dahil olmasıyla birlikte Preşova’daki sorunlarına çözüm getirebilmek için fikir alışverişi yapılarak geceye büyük kazanç sağlandı.

     İkinci geceye yoğun bir katılım ile başladık. Preşova’daki İslami Gençlik Forumunun Başkanı olan Bejtullah Veseli :’’ İslami Gençlik Forumu genelde yardımlaşma ve paylaşma derneği olarak görev vermektedir. Bu yardımlaşmalarda Türkiye ile iş birliği yaparak Kurban ve diğer ihtiyaçlar yetimlere verilmektedir. Bayram ve özel dini geceler için konferanslar hazırlanmaktadır’’ dedi.  Ardından söz alan Yusuf Halimi, ‘Beraber olun, ayrılmayın. Türkiye’nin verdiği yetkileri iyi kullanarak bölgemize yardım edin ve son olarak Kur’an’dan ‘’Müslimanlar kardeştir’’ ayetini unutmayarak Preşova’daki dini ve siyasi ayrılıklardan uzaklaşın’ dedi.  Çalıştayın sonunda alınan kararlar;

1)        Türkiye’de farklı bölümlerde  okuyan Preşovalı öğrenciler;  Preşova’da ihtiyacı olan öğrenciler için açılacak kurslarda gönüllü görev almalılar.

2)        Türkiye’de okuyan Preşovalı öğrenciler; daha fazla bir araya gelerek samimiyetlerini arttırmaya çalışacaklar. .

3)        Türkiye’de okuyan Preşovalı öğrencileri daha çok tanıtmak için, Presova’dan Basın-yayın organları Türkiye’ye davet edilmeli. .

4)        Preşovalı öğrenciler; Türkiye’deki firmalarla iletişime geçip Preşova’yı tanıtmalı ve ekonomiye katkı sağlamaya çalışmalı.

 

LİSELİ ÖĞRENCİLER BULUŞMALARI

 

Türkiye’nin değişik illerinde okumakta olan Balkanlı liseli öğrenciler, kamp süresince üniversiteli abilerinin önderliğinde iki defa bir araya geldiler. İlk buluşma; BESADER Eğitim ve Öğrenci İşlerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Uçan‘ın yönetiminde gerçekleştirildi. Buluşmaya; İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi(İZU), Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, İbn Haldun Vakıf Üniversitesi ve Çanakkale 18 Mart Üniversitesi(ÇOMÜ) Uluslararası Öğrenci ofisinden temsilciler katıldı. Bülent Uçan’ın,  BESADER’in kuruluş amacını ve faaliyetlerini, Türkiye’de misafir öğrenci olmak konularını anlatan giriş konuşmasının ardından üniversitelerin tanıtımına geçildi.

Üniversitelerin Uluslararası Ofis temsilcileri, üniversitelere giriş sistemi hakkında bir sunum yaptılar. Aynı zamanda Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) de liseli gençlere; Türkiye Bursları ve devlet üniversitelerine giriş sistemi hakkında bir seminer verdi. Vakıf ve devlet üniversitelerinin arasındaki farklar, YÖS’e hazırlık, YTB başvuruları gibi başlıklara değinilen oturumda daha sonra öğrencilerin soruları ilgilileri tarafından cevaplandırıldı.

 

SPORTİF ETKİNLİKLER

 

Balkanlı Öğrenciler 10. Kış Kampı’nda düzenlenen futbol turnuvasına 16 takım katıldı. Önceki yıllardaki kamplarda ülkeler bazında oluşan takımların bu yılki kampta, öğrencilerin okudukları iller bazında oluştukları görüldü. Kampın ilk gününde 4 maç yapılırken, kampın ikinci gününde yağışlı havaya rağmen 6 maç gerçekleştirildi. Kampın üçüncü gününde ise, yarı final ve final maçları yapıldı.

 

Kampta ayrıca 26 öğrencinin katıldığı masa tenisi turnuvası yapıldı. Oldukça çekişmeli geçen müsabakaların sonunda ilk üçe giren öğrencilere kapanış programında ödülleri takdim edildi.

 

 

STK TOPLANTILARI

01.03.2018-02.03.2018

GÜNDEM

  • TÜRKİYE BALKANLAR ARASIDNDA İŞLBİRLİĞİNDE SON DURUM
  • FETÖ VE BALKANLAR
  • TÜRKİYE MEZUNLARI VE ÇALIŞMA HAYATINDAKİ ZORLUKLAR
  • BİR SONRAKİ YIL BULUŞMAMIZA KADAR YAPILABİLİR İŞBİRLİĞİ FAALİYETLERİ

 

STK’lar toplantısı BESADER adına toplantıyı yöneten Bernard Tahirbegolli’nin yaptığı selamlama ve açılış konuşmasıyla başladı. Balkan ülkelerinden gelen akademisyen, STK ve medya temsilcileri sırasıyla belirlenen başlıklarda söz alıp fikir beyanında bulundular. Oldukça verimli geçen toplantılar sırasında belirli konularda görüş birliğine varıldı. Görüş birliğine varılan konular hakkında bir sonraki toplantıya kadar ne yapılabileceği değerlendirildi. Son olarak; BESADER’e bu çalıtayı gerçekleştirmeye vesile olmasından dolayı teşekkür edildi. 

 

  • Türkiye ve Balkanlar arasında işbirliğinin tüm alanları kapsaması gerekir ve çabalarımız bu işbirliği geliştirmeye ve pekiştirme yönünde olmalı. Balkanlarda yapılan faaliyetler, salt yardım faaliyetleri olmaktan çıkıp daha kapsamlı ve stratejik faaliyetlere dönüştürülsün. İşbirliği çerçevesinde yapılan faaliyetlerin -dizayn ve planlama aşamasında- gerçekleşeceği yerlerin sosyo-kültürel değerleri de göz önünde bulundurmalı.
  • Türkiye mezunlarına iş kurma, İş bulma konusunda maddi yardım yapılabilir. Ülkelerimiz arasında ticaret ilişkilerin artırılması için serbest ticaret anlaşmalarının desteklenmesi ve teşvik edilmesi yönünde aktif rol oynamamız gerekmektedir. Türkiye, İngilizlerin kurduğu Commonwelth İşbirliği Teşkilatının bir benzerini, Osmanlı Mirası-Osmanlı Coğrafyası kapsamında kurması yönünde harekete geçme zamanı gelmiştir. Türkiye mezunlarını; ‘Ülkelerinize dönün, kendi toplumunuz için güzel işler yapın’ diye teşvik edilmesi gerekir. Türkiye’nin Balkanlarda yaptığı ve planladığı ekonomik yatırımları stratejik gözle bakıp Müslümanların yoğunlaştığı bölgelere yapılması lazım. Bu şekilde hem yatırım yapılır hem de oradaki Müslümanların işsizlik sonunu azaltır, diğer yandan da ülkeler arasında işbirliği de sürdürmüş olur.
  • Gençlerimizin FETÖ tuzağından korunması için eğitici seminerler yapılmalı. Balkanlarda Maarif Vakfı’nın açtığı okullar, mevcut olan FETÖ okullarından daha kaliteli eğitim sunan kurumlar niteliğine gelmelidir. Maarif Vakfı Okullarının FETÖ okullarının bir alternatifi değil, kendi kalitesiyle bilinen ve tanınan kurumlar niteliğine dönüşmesi gerekir. Bu şekilde sadece belli bir kesimin değil tüm kamuoyunun da ilgisini çekebilir. Balkan internet siteleri ve sosyal medyasında FETÖ konusunda gerçekçi bilgi paylaşımı eksikliği var. Bu konuda daha fazla bilgi paylaşılması uygun olacaktır. FETÖ okullarından daha önce mezun olan veya 15 Temmuz sonrası ayrılan öğrencilere yapılan yaklaşımlar gözden geçirilmelidir.
  • Ülkelerimiz arasında kardeşliği pekiştirmek okullar arasında işbirliğini artıralım, kardeş okul projelerini destekleyelim. Öğrencilerimizi birlikte yetiştiriyoruz, bir ülkede bir kısmını diğer bir ülkede eğitimin diğer kısmını tamamlıyor. Bu konuda onları yetiştirirken verdiğimiz eğitim ve kazandırdığımız değerleri ülkesine döndüğünde toplumun iyiliği için kullanmasını bekliyoruz.
  • Her yıl bu toplantıya katılan STK’lar mevcut. Kardeşliğimiz pekiştirmek yönünde davet edilen STK veya STK temsilcileri her sene değişsin. STK’lar arasında yapılan işbirliği sonucu; faaliyetlerin birbirinin yerel, sosyo-kültürel durum ve etkilerini de göz önünde bulundurarak gerçekleşsin. Yanlış atılacak adımlar sonucunda beklenilen pozitif etkiyi yakalamama riskinin yanında toplumda negatif etki yaratma olasılığı da mevcut. Türkiye kökenli değişik STK ve kurumların Balkanlarda yaptıkları faaliyetler koordine edilmesi gerekmektedir. Bu kurumlar arasında aynı yerde iki defa iki farklı kurumun aynı faaliyet yapması yanlış bir durum. Yardımlaşma faaliyetlerine biraz ara verip üretimi destekleyici ekonomik faaliyetleri ilk sırada getirilmesi gerekmektedir.
  • Programa katılan STK’lara katılım gösteren diğer STK’lar hakkında bilgilendirme yapılmalı. Toplantı öncesi her katılımcı ve STK konusunda kısa bir özet gönderilirse hem zamanımızı iyi kullanmış oluruz hem de işbirliği yapabileceğimiz faaliyetler için görüşmelerimizi daha etkili kullanabiliriz. Bu çalıştayın daha etkili olabilmesi için mutlaka yıl içerisinde Balkan ülkelerinde tekrarlanması gerekmektedir. Katılan STK ve kurumlara ziyaretler artırılsın, birikim ve tecrübeler paylaşılsın, beraber daha fazla zaman geçirilsin, STK’lar arasında ortak projeler yapılsın, faaliyete geçirilsin. Tüm bu faaliyetlerin sonunda işbirliğinin artırılması açısında Balkan STK Birliği konusunda çalışmalara başlanabilir.
  • Balkanlar’daki eğitim kurumlarında Türkiye’den öğrenci gelmesi için teşvik projeler yapılabilir. Ortaklaşa bilimsel konferanslar yapılabilir. Öğrencilerle daha yakından ilgilenebilmek için daha küçük sayılarda öğrencilerle kamplar yapılsın. Türkiye’de eğitim gören öğrencilerimize eğitim sırasında veya mezuniyet sonrası en az 6-12 ay arasında bir iş imkânı sağlansın. Ülkelerinde döndükleri zaman hem diploma sahibi hem de Türkiye’de iş tecrübesi olsun. Balkanlarda planlanan STK ziyaretleri Türkiye mezunları ile beraber yapılsın, gündem konuları da önceden belirlensin. Böylece hem kardeşliği pekiştirme hem de mezunlardan beklenen köprü rolü yerine gelmiş olur.
  • Bölgesel sorunları olan yerlere ayrıca önem vermek gerekmekte. Bunların başında gelen Preşeva bölgesinde Müslüman nüfusunun eğitim alamama problemi mevcut. Bu bölgeye yapılacak faaliyetlerin eğitim alanında yönlendirilmesi isabetli olabilir. Yine Arnavutluk’un güney bölgesi STK ve yardım faaliyetlerinde öncelenmesi gereken bir bölge olarak görülmeli.
  • Arnavut-Boşnak işbirliğinde eksiklikler mevcut, geliştirilmesi gerekir ve burada Türkiye’nin köprü olabileceği faaliyetler düşünülmeli.
  • Türkçe-Arnavutça ve Boşnakça çeviriler istediğimiz seviyede değil. Bu alanda daha fazla çalışma yapılması gerekir. Kardeşliğimizi pekiştirmek konusunda ortak tarihimizi öğrenip öğretmek açısından ortak nitelikli kültürel faaliyetler önem arz etmektedir.

 

 

KAPANIŞ PROGRAMI

Ödül, Plaket ve Hediye Dağıtımı

 

04 Mart Pazar günü yapılan son kahvaltının ardından tüm grup kapanış programını gerçekleştirmek üzere son kez Büyük  Salonuna doğru yola koyuldu.  Program Uluslararası İmam Hatip Lisesi öğrencisinin okuduğu Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. 

Daha sonra mikrofona gelen Maliye Bakan Yardımcısı Cengiz Yavilioğlu  bir selamlama konuşması  yaptı.

Programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren  Yavilioğlu;  ‘Uzun bir yoldan geldim ve dinlenme fırasatım olmadı. Fakat burada, Balkanlı öğrencilerle bir araya gelmek inanın tüm yorgunluğumu üzerimden aldı’ dedi.

 

Öğrencilik anılarını dinleyicilerle paylaşan Maliye Bakan Yardımcısı Yavilioğlu öğrencilere tavsiyeler de verdi. 

Yavilioğlu; ‘Hayatta karşılaşılan tüm zorlukların ancak çalışmayla aşılabileceğini ve öğrenci kardeşlerimizin bunun bilincinde olarak ve çok çalışarak başarılı olabileceklerini’ belirtti. Konuşmasının sonunda BESADER’e böyle bir programı organize ettikleri için teşekkür eden Yavilioğlu’na, günün anısına BESADER Yöneticisi Abdunnasır Vatansever tarafında bir tablo hediye edildi.

Hemen ardından veda konuşmasını yapmak üzere sahneye BESADER Başkanı Semih Şenkardeşler çıktı. Şenkardeşler;  kamp süresince yaşanılan kardeşlik ortamından duyduğu mutluluğu dile getirdi. Ayrıca,  programda emeği geçenlere ve kampa katılan tüm öğrencilere ve misafirlere teşekkür etti. Balkanlı Öğrenciler 10. Kış Kampının görevli öğrencilerin çabalarıyla başarıldığını belirten Şenkardeşler; ‘Öğrenci kardeşlerimiz azami gayret göstererek bu kampın gerçekleşmesini sağladı. Ama burada sadece bir virgül koyuyoruz. Bir sonraki kampta görüşmek üzere’ diyerek  heherkese ayrı ayrı teşekkür etti.

Daha sonra, kamp süresince yapılan faaliyetlerin video çekimlerinin bir özeti gösterildi.

Son olarak; spor müsabakalarında görev alanlar ve aynı zamanda dereceye girenler ödüllerini almak  üzere sahneye davet edildi. Futbol turnuvasında ve masa tenisi turnuvasında şampiyon ve ilk üçe giren takım ve oyuncularına  BESADER Yöneticileri ve Maliye Bakan Yardımcısı Cengiz Yavilioğlu tarafından madalyaları verildi.

Kapanış Programı; topluca resim çektirmenin ardından sona erdi.

Öğrenciler ve misafirle odalarına geçerek otelden ayrılmak için hazırlıklara başladılar. Öğlen yemeği yendikten sonra, saat 14:00’dan itibaren otelden ayrılışlar başladı…